TEB. 15.Bölge Isparta Eczacı Odası

 


ODA BAŞKANIMIZ ECZ. SAYGIN GARĞIN'IN 39. OLAĞAN BÜYÜK KONGRE KONUŞMASI‏

Sayın Divan;

Sayın Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti Başkanım;

Saygıdeğer Oda Başkanlarım;

Kıymetli Delegeler;

ve Değerli Meslektaşlarım;

Hepinizi 15. Bölge Isparta Eczacı Odası adına saygıyla selamlıyorum. 39. Olağan Büyük Kongrenin mesleğimiz adına kazanımlarla geçmesini diliyorum.

Bugün burada olmak beni çok mutlu ediyor. Bu kürsüde söz alan en genç oda başkanlarından biriyim. Buradan kongreye ilk defa katılan; genç olan; kendini genç hisseden meslektaşlarıma sesleniyorum.

Hepiniz hoş geldiniz…

İlk önce gençleri aldım konuşmamın başına çünkü; Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bakışı böyle inancı öyle….

Bu kongrelere, Bölgeler arası toplantılara 2005 yılından beri katılıyorum. Heyecanım, meslek aşkım ve bu örgüte inancım gün geçtikçe artıyor. Neden biliyor musunuz?

Her yeni toplantıda (yönetim kurulu toplantıları da dâhil) yeni bir şeyler öğreniyorum ve içimdeki öğrenme isteği daha da artıyor. İlk bakışta anlamadığım birçok olgu bir puzzleın parçaları gibi yerlerine oturuyor.

Batman Oda Başkanı Sn Ecz. Emin Beyaz’ın felsefik yaklaşımlarını ve mesleğe bakışını,

Edirne Oda Başkanı Sn. Ecz Cenk KES’in nüktedan duruşunu ve mesleğe bakışını,

çözümlemeye başlıyorum.

Buradaki herkes o kadar değerli ki hem akademik bir eğitim almış, idealleri olan, hem de serbest piyasada mesleğini önceleyerek yaşama tutunan, bu örgüt için, mesleği için sahip olduğu birçok şeyi, hayatının en önemli parçası olan ailesine ayırdığı zamandan fedakârlık ederek mesleğimize katkı sunmak üzere çalışan herkese mesleğimiz adına teşekkür ediyorum.

Aslında burada bulunan meslektaşlarımın aile bireylerine bizleri anlayışla karşıladıkları için sonsuz müteşekkirim. Onlar bizlerden daha fazla fedakârlık da bulunuyorlar.

Değerli Meslektaşlarım,

Ben analitik düşünceye sahip olduğunu düşünen bir bireyim. Her birimizin pozitif bilimci olarak bu düşünceye sahip olduğumuzu da biliyorum. Sizlere karşı birazcık haddimi de aşarak buradan başlamak istiyorum.

Kısaca, yapılan her işte yapılmak istenilen işin amacı belirlenerek o işi gerçekleştirmek için geçilecek her aşamanın olasılıklarını ve o olasılıkların sonuçlarını tahmin eden düşünce sistemidir.

Tabi ki bunun tam karşıtı hatta antidotu olan duygusal düşünce veya bakışı da birazcık açmak gerekiyor. İnsanlar kendilerine söylenen şeyleri hem akıllarıyla hem de kalpleriyle değerlendirirler. Kalplerini etkileyemezseniz ne kadar akla uygun analitik düşünceye uygun mesajlar verseniz de insanları etkileyemezsiniz.

Aslında bu tanımlama bir bakıma akıl ve kalp arasında ilişkiyi veya etkileşimi tanımlıyor. Akıl ve Kalp (analitik düşünce, duygusal düşünce) çarpışması sonuç olarak ortaya AKILCI-DUYGUSAL yaklaşım ortaya çıkıyor. İnsanların, heyetlerin, yönetimlerin başarılı olabilmesi için AKILCI-DUYGUSAL yaklaşımlar sergilemesi gerekmektedir. AKILCI-DUYGUSAL yaklaşımın tam ortasına ise güven duygusu yerleşiyor.

Değerli delegeler ve saygıdeğer katılımcılar

Biliyorum biraz karmaşık oldu ama bir de mantık tanımlaması yapmak istiyorum. Fen lisesinde ilk matematik dersinde 0 ve 1 tanımlaması öğretildi biz öğrencilere mantık çerçevesinde.

Mantık da ya tam doğru vardır ya da hiç yoktur. Doğru 1 i yanlış ise 0 ı tanımlar. Güven tam da bu eksene yerleşiyor güven; Güven bir kere kaybedildi mi asla ama asla geriye getiremezsiniz.

Güven Saf salt pure doğrudur yani 1 den oluşur. Aynı bir etken maddenin ilaçta o miktarda o saflıkta olduğunu kabul etmek gibidir. Siz o ilacı bilirsiniz güvenirsiniz ve kullanırsınız.

Ekip ruhu ise tam güvene dayalıdır asla 0, yanlışı kabul etmez. Herkes 1 i ifade ederse birbirine güven duyarsa ekip ruhu tam olarak oturmuş demektir. Eğer bir kere yanlış yaparsanız güveninizi kaybederseniz veya kaybettirirseniz saflığınızı, 1 olan mantık değerinizi kaybedersiniz. Hep aklınızda bir soru işareti kalır veya sizin yansımanız diğer insanlarda 1 ile 0 arasındadır ama asla 1 değildir.

Değerli meslektaşlarım;

Analitik Düşünce, Duygusal düşünce, mantık ve güven ekseninde giden bu karmaşık konuşmayı biraz daha açmak istiyorum.

Başarıyı yakalamak için güven ve akılcı-duygusal düşünce sisteminde hareket etmek gerektiğini kesindir. Yani ilk önce güven tesis etmek daha sonra akılcı düşünerek duygusal yaklaşımlar sergilemek zorundasınız. Bir örnek verecek olursak insanların doğumları düğünleri ve cenazeleri niye kalabalıktır diye hiç düşündünüz mü?

Tam bir akılcı-duygusal yaklaşım örneğidir bir sebep vardır insanları yakalamak için duyguları en yoğun durumdadır. Böylece bir insanı tam kalbinden ve beyninden vurmuş olursunuz ve güven kazanırsınız.

Semih Başkan’dan özür dileyerek şunu söylemek istiyorum.

Sanırım Afyon’daydı bir Talya vardı hatırlar mısınız? Talya isimli bir köpekten bahsetmişti Semih Başkan aslında duygusu kendi açısından doğruydu ama salonun duygusuyla kendi duygusunu ortaklaştıramadı. Talya bakıma muhtaç bir köpekti ama salonda bulunan insanlar bu duyguyu anlayamadı. Siz insanları ortak payda da buluşturamazsanız, dinleyicilerin kalplerini ve beyinlerini kazanamazsınız. başarılı da olamazsınız….

Değerli Meslektaşlarım;

Bizler ne avukatız ne de savcıyız. Böyle bir misyonu asla kabul etmiyoruz. Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti elbette eleştirilere kendisi cevap verecektir. Ancak gündem maddesine bakarsanız Çalışma raporu üzerine görüşmeler yazmaktadır. Elbette eleştiri olacaktır olmalıdır da. Ama sadece eleştiri olamaz. Görüşlerin içerisinde mutlaka övgüler de yer alacaktır. Bu sizin hoşunuza gitmeyebilir, ama dönüp gündem maddesine bakarsanız yanıldığınızı orada göreceksiniz.

Değerli meslektaşlarım;

Aslında o kadar çok şey var ki söyleyecek ama çok zaman aldığımı düşünüyorum. Ancak 8 cümle

Bu çalışma raporu için söylemek zorundayım.

Değerli Meslektaşlarım;

Türk Eczacıları Birliği yönetimi ve organlarında analitik taraftan bakıldığında bu çanta…. adet kitap veya kitapçık …. Y yaprak kitapçık …. Kg ve ve …. Dvd den oluşan bir çalışma raporu ortaya koymaktadır.

Çantanın içeriğinde hala ve hala okumaya kıyamadığım elime bu kitapçıkları aldığımda heyecanlandığım politika belgesi, 2013-2018 politika belgesi ve kişisel gelişim eğitimi konulu 5 dvd içermektedir.

Türk Eczacıları Birliği yönetimi ve organları ortak akıl gibi tek eksene oturmuş sadece mantıksal değerlerle hareket edemez. Böyle bir eksende hareket etmesi sadece ve sadece duygusal düşünceyi ortaya koyar ki bununla başarıya ulaşmanız mümkün değildir.

Türk Eczacıları Birliği yönetimi herkesi ortaklaştıracak projeler üretmelidir ve üretmek zorundadır. Ancak birbirine güven duygusu yani 1 güven değeri olmadan bunu ortaya koymak mümkün değildir.

Türk Eczacıları Birliği yönetimi ve organları siyaset üstü bir kurumdur; eğer başarıyı arıyorsanız mesleği önceliyorsanız, siyaset üstü düşünmek zorundasınız. Siyaset üstü düşüncede güven, ekip ruhu gibi olgular başarıya götüren temel unsurlardır.

Mevcut yönetimin birbirine siyaset üstü duruşunu gösteren; güveni, uyumu, analitik düşünce çevresinde projelerinin en belirgin örneklerini kanunumuzu değiştiren kanunun Eczacı Odaları yönetimlerinin ve bilhassa Merkez heyetinin bütün üyelerinin üzerlerindeki siyasi gömlekleri çıkararak sadece meslek önlükleri ile yer almasının sonucudur. Bunun sonucu olarak her birimizin gurur duyduğu her yerde anlattığı TBMM’de bulunan grubu bulunan tüm partilerinin ortak imzasıyla hayata geçirilmesidir.

Kongre gündeminde Eczacılıkta Uzmanlık yasasında düzenlemenin mecliste grubu bulunan 4 parti tarafından yasalaştırılması için teklif edilen metnin Merkez Heyetinde yer alan 11 meslektaşımızın birbiriyle uyum, birbirine güven, mesleği önceleyerek sadece üzerlerinde meslek gömleğinin olduğunu belgeleyen, olguları sorunsuz olarak halledebildiğinin göstergesidir.

Yine Semih Başkanın benden önceki konuşmasında bahsettiği bu beyaz oylarınlardan benim anladığım, hala muhalefetsiniz ve liste çıkartamıyorsunuz, eleştiremezsiniz, ??? eleştirileriniz boşluğa düşer. Eleştirileriniz artık kıymetli değildir.

Sağlıcakla kalın Saygılarımla..